Düğün

28 Aug

Türk Toylarının; toplantılarının, başlıcalarından biri, belki birincisi  düğünlerimizdir. Türk düğünleri sadece Türk Dünyasında değil, dünyaca meşhurdur. Çok renklidir. Her anne baba oğlunu, kızını telli duvaklı, davullu zurnalı bir düğünle başgöz etmek, mürüvvetini görmek ister. Bu ana toplantının birçok küçük toplantısı da vardır. Türk Düğünleri ile ilgili ayrıntılı bir çalışma yoktur. Ancak Türk Düğünlerinin 40 gün 40 gece sürdüğü, bu süre içinde birçok ana ve ara toplantıların bulunduğu bilinmektedir. Düğün sahibinin imkanlarına ve durumuna göre bu ana ve ara toplantıların birinin, birkaçının veya hepsinin belli bir sıra dahilinde yapılması söz konusudur. (İleride aşağıdaki aşamalar ayrıntılı olarak açıklanacaktır.)  Özetle Türk Düğünleri şu aşamaları içerir: Tanışma, KIZ İSTEME, SÖZ, NIŞAN, Nışan Alışverişi, KINA, NİKAH, DÜĞÜN, Gelin Almaya (Haka) Gitme, Gelini Kız Evinden Çıkarma, Gelin Getirme ve Evine Çıkarma, Güvey Koyma, DAMAT GÖSTERME (SEMET) , Akraba Ziyaretleri

Konuyu biraz daha açalım:

Geleneksel Köy Düğünleri Nasıl Yapılır
Geleneksel Köy Düğünü

Köy yaşantısı içinde en köklü geleneklerin başında köy düğünü gelmektedir Bu yazıda artık unutulmaya yüz tutmuş geleneksel köy düğünü işlenmektedir Yazını amacı köy düğününün aşamalarını bütün gerçekliğiyle görsel ve işitsel unsurlar (resim, oyun havaları, video) yardımıyla anlatmak ve analiz etmektir Geleneksel köy düğünü içerisinde yer alan belli başlı aşamalar şunlardır:

A Düğün öncesi
1 Görücülük (Kız – Oğlan Beğenme)
2 Dünür Gitme
3 Söz kesme
4 Şerbet
5 Nişan
6 Düğün okuntusu
7 Çeyizin gitmesi ve sergilenmesi
B Düğün
1 Kına gecesi
a Kız kınası
2 Gelin çıkartma
3 Nikah
4 Gerdek
C Düğün sonrası uygulamalar

Geleneksel kesimlerde evlenme çağı veya yaşı değişiklikler göstermektedir. Bazı yerlerde erkekler askerlik dönüşü 21 – 22 yaşları arasında evlenirken bazı yerlerde de 17 – 22 yaş arasında evlenmektedirler. Kızlardaki evlenme çağı da bu yaşlara çok yakındır Bizim yöremizde ise erkekler genellikle asker dönüşünde kızlar ise 17 – 20 arasında evlenmektedir. Erkek ile kız arasında genellikle iki veya üç yaş fark olur Geleneksel görücü usulü ile evlenmede erkek tarafı daha fazla insiyatife sahiptir. Çünkü genelde erkek tarafı gidip kız beğenir ve ister.

Kız ve Oğlan Beğenme

Evlenme çağına gelen delikanlı ve genç kızlar ailesine evlenme isteğini çeşitli yollarla anlatırlar Oğlan, evlenme isteğini ilk önce ( varsa ) kız kardeşine yoksa annesine açar Annesine: “Anne sana bir yardımcı lazım, kaynana olacaksın!” gibi sözlerle bunu ifade eder Ayrıca evlenme isteğini dolaylı yollardan da gösterebilir Mesela yenmek üzere getirilen pilavın içine bir kaşığı dik şekilde bırakarak sofradan kalkar. Bu hareketler sonucunda aile bir karara varır Oğlanın evlenmesinde aile tarafından bir sakınca görülürse bu ona genellikle annesi aracılığıyla anlatılır Sakıncalar arasında maddi durumlarının iyi olmaması, gencin askerliğini yapıp yapmaması vb. gösterilebilir (Köyümüzde erkek çocukları genellikle askerliklerini yaptıktan sonra evlendirilir)

Geleneksel köy düğünü içinde ebeveynlerin (anne ve baba) rolü büyüktür Genç delikanlının; annesi veya kız kardeşi aracılığıyla bir sevdiği olup olmadığı öğrenilir, eğer yoksa annesi gence bir kız bulmaya çalışır Buna görücü usulü evlilik denir Görücülüğün aslını, evlenecek erkeğin aile üyeleriyle, akraba ve komşularından seçilen birkaç kadının daha önceden üzerinde durulan veya tanıdıklarınca önerilen kızın evini ziyaret edip, hem kızı yakından incelemeleri, hem de niyetlerini belli etmeleri oluşturmaktadır Buna ‘kız bakma, görücü çıkma, dünür gezme’ adları verilmektedir. Bunun yanında köyümüzde; düğünlerde, bayramlarda, toplu ziyaretlerde veya köy içlerinde gençler birbirlerini görüp beğenebilirler.

Çevre köylerden birisinde uygun bir kız bulununca; delikanlının büyükleri kızı görmeye gider Kız evine gelen dünürcüler hoş sohbet ile söze başlarlar Kimi zaman kızı görmek için de kız evine gidildiğinde çeşitli bahaneler uydurulur ( kayıp hayvan aramak gibi ) Dünürcülerle birlikte genç delikanlı da kız evine gider Buradaki amaç ona kız beğendirmektir Genç delikanlı ancak kendisine soru sorulduğu zaman konuşur Büyüklerinin yanında konuşmak uygun görülmez Eğer kız ve delikanlı birbirlerini bu ilk görmede beğenirlerse, bundan sonra iki taraf da birbirleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmaya çalışır Genellikle ailenin yakınındaki dostları veya komşuları aracılığıyla karşı taraf araştırılır Bu araştırmalar sonucunda oğlan tarafı kızı beğenirse, güvenilir bir elçi aracılığıyla kız tarafına haber gönderir Eğer kız tarafı da gelen bu elçiye olumlu bir cevap verirse kıza dünür ( kızı istemeye gelmek ) gelinmesini isteyebilir Aradan fazla zaman geçmeden kıza dünür gidilir Erkek tarafından dünür gidecek kişi özenle seçilir Gidecek kişinin kız tarafınca hatırı sayılır biri olması tercih edilir.

Ancak bazen kız tarafı naz yapmak için dünürcüleri kabul etmez Bir iki ziyaretten sonra kızın verilmemesi de mümkündür (Köyümüzde dünür gitmek genellikle üç kere olur) Ancak kızın verilip verilmeyeceği ilk gidilen dünürden sonra belli olur Çünkü erkek tarafının ilk gitmesinde kız tarafı güler yüzlü, şen bir şekilde davranır, gelen misafirleri çok iyi bir şekilde ağırlarsa bu işin olacağı ortaya çıkar (Yöreye uygun olarak gelenlere, yün yastıklar verilerek rahat oturmaları sağlanır, ayrıca büyük yün döşekleri serilir Bu hareketler bu işin zor olmayacağının belirtileridir) Eğer kız köy içindense istemeye akşam yemeğinden sonra gidilir, aksi taktirde öğlen gidilir.

Gidenler içinden önce bir sözcü seçilir Bu kişi, kız tarafında konuşulacak her şey için yetkilidir Genelde de o konuşur Bu kişiye vekil veya kâhya denir Kız istemeye gidildiğinde öncelikle genel konular üzerinde biraz sohbet edilir Daha sonra ise vekil, sözü asıl meseleye getirir ve kimi zaman şu sözlerle isteğini dile getirir:

“Sebepsiz dost köyüne varılmaz, acıkmadan aş yenilmez Ziyaretimizin sebebi sizden bir gavumluk ( kavimlik ) ummaktır”

Oğlan tarafı bu sözleri söyledikten sonra susar, sıra kız tarafındadır Eğer kız tarafının kararı olumsuzsa bunu direk olarak: “Kısmetinizi başka yerde arayın!” gibi ifadelerle karşı tarafa belirtir “Bundan sonra da misafirlerimize her zaman kapımız açıktır” denilerek ilişkilerin yine normal seyrinde devamı istenir Ayrıca karar olumsuzsa misafirlere ikramı kızın başka bir kardeşi yapar Buna ek olarak olumsuz kararın bir göstergesi olarak bazen kız evine gelen misafirlerin ayakkabıları ters konulur Ancak kız tarafının kararı olumlu ise erkek tarafına: “Siz şimdi gidin, biz bu konuyu kendi aramızda konuşalım, size haber veririz “ derler Böylece dünür gitmenin ilk aşaması gerçekleşmiş olur

Aradan belli bir zaman geçtikten sonra dünürcüler tarafından ikinci bir ziyaret olur kız evine Erkek tarafı kız evine haberci göndererek dünür geleceklerini bildirir Bazen kız tarafı işi biraz naza dökebilir ve oğlan tarafına: “Siz biraz daha gidip gelin” diye bir tutum sergileyebilir Bunun üzerine oğlan tarafı evden ayrılır Bundan sonra bir defa daha kız evi ziyaret edilir ( genellikle toplam üç defa ) Son gidişte söz kesmek için dünürcü heybesine şeker vb şeyler konur Söz kesmek için gerekli takılar alınır Yine kız tarafına haber gönderilir Bu sefer kız evinde daha ılımlı bir hava vardır Kız tarafının sözcüsü de burada belli olur “Çok geldik gittik, sizi rahatsız ettik: Allah’ın emri Peygamber’in kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz” derler Bunun üzerine kızın vekili ve babası, anasına bir soralım diyerek evin bir başka köşesine çekilirler Daha sonra da kızın fikri kızkardeşi veya annesi tarafından öğrenilir Kızın gönlü varsa, “gönlüm var beni verin” veya “annem babam bilir, onlar ne derse o olur” der Eğer istemiyorsa yüksek sesle istemediğini belirtir Kız tarafı, dünürcülerin yanına dönerek kararı bildirir Eğer karar olumsuzsa “kızımız evlenmeyi düşünmüyor, kısmetinizi başka yerde arayın” der Cevap olumluysa, “Allah hayırlı uğurlu etsin” gibi bir ifadeyle oğlan tarafına karar bildirilir Bunun üzerine taraflar birbirlerini kutlarlar

Söz Kesme:
Kız isteme işi olumlu sonuçlandıktan sonra sıra söz kesmeye gelir Dünürcülük ile anlaşan aileler bu birlikteliği daha çok kişinin huzurunda tekrarlamak isterler Buna söz kesme denir Bundan sonra oğlan tarafınca şerbet hazırlanır Şerbetin çok tatlı olmasına dikkat edilir Çünkü böyle olursa yeni kurulacak ailenin daha mutlu olacağına inanılır Ayrıca şerbetin herkese sunulmasına da dikkat edilir Şerbetten sonra herkes, özellikle oğlan tarafının katkılarıyla hazırlanan sofraya buyur edilir

Söz olayının üstünden belli bir zaman geçtikten sonra oğlan tarafı kız evine gider ve bundan sonraki süreçte neyin, nasıl ve ne zaman yapılacağı kararlaştırılır Bu ziyarette kız tarafının bir şey isteyip istemediği, düğünde takılacak takılar ve nişan yapılıp yapılmayacağı öğrenilir

Nişan:
Nişan yapılacaksa nişanın masraflarının çoğunu kız tarafı karşılar, ancak kız tarafı masrafları oğlan tarafı karşılayacak derse mecburen oğlan tarafı bunu kabul eder Nişan için hazırlıklar yapılır Nişandan birkaç gün önce oğlan tarafınca kız alışverişe ***ürülür Kızın bütün ihtiyaçları ve nişan yüzüğü alınır Kızın yakın akrabalarına halayet (hediye) alınır Kız tarafından da oğlan tarafına genelde nişan yüzüğü alınır Nişan günü gelen misafirlere yemek ikram edilir ve genellikle davullu zurnalı eğlenceler düzenlenir Bu amaçla birkaç gün önceden yufka hazırlanır ve koyun/sığır kesilir.

Nişandan sonra kız ve oğlan ağır yükümlülük altına girmişlerdir Nişanlı oğlan kız evine sürekli gidip gelemez Nişanlılık süresinde kesin bir kural yoktur Bu süre her iki tarafın anlaşmasına bağlıdır Nişanlıların birbirleri ile görüşmeleri kentlerde olağan karşılanırken, geleneksel kesimde aile üyelerinin izinleri veya yanlarında bulunmaları ile gerçekleşmektedir. Evlilik zamanı gelinceye kadar, geçen bayramlarda, oğlan ve kız birbirine hediyeler götürür.

Bundan sonra düğün hazırlıkları hızla devam eder Düğüne yaklaşık bir hafta kala kız üstü görülür Kız alışverişe götürülür ( genellikle ilçeye gidilir ) ve bütün ihtiyaçları karşılanır Masrafların tamamı oğlan tarafınca karşılanır Yine, kınaya götürülmek için, kuruyemiş vb şeyler alınır Ayrıca kızın yakın akrabalarına hediyeler alınır Bunun yanında o gün içinde resmi nikah da kıyılır.

Kız üstü giydirmek ( elbise giydirmek ):
Bu gelenek; genelde düğünden bir hafta önceki Cuma günü gerçekleştirilir Oğlanın annesi, bacısı ve yakın akrabaları, yaklaşık altı yedi kişilik bir bayan grubu, kızın evine gider Kız evi bu gelenlerden haberdardır Gelenler için yemekler hazırlanır ve misafirlere ikram edilir Sıra kızın üstünü giydirmeye gelir Kızın ablası veya yakınlarından bir bayan kızın yüzünü renkli, pullu puşu ile örtükten sonra maniler söyleyerek kızı gurubun ortasına getirir Burada kıza alınan elbiseler kızın yanındaki bayana verilerek bir başka odada kızın elbiseleri giymesi istenir Köyde elbise yerine üç peş denilen giysi giydirilir Bu elbisenin giydirilmesiyle üst giydirme işlemi bitmiş olur Bu etkinlikte kadınlar kendi aralarında eğlenirler

Üstü giydirilen gelin o akşam kendi evinde kalmaz Varsa dayısında yoksa yakın bir akrabasında misafir edilir Bu sırada kız yalnız değildir, varsa ablası yoksa elbise giyiminde kendisine eşlik eden bayan düğün gününe kadar gelinin yanından ayrılmaz Kız ertesi gün evine geri gelir

Kızı eve çağırma ( Davet etme )
Üstü giydirilen kız düğüne kadar köydeki komşuları tarafından yemeğe davet edilir Yemeğe gidilen evlerde herkes kendi durumuna göre kıza hediyeler verir (çorap, yazma, küçük ev aletleri vb) Bütün bunların yanında düğün hazırlıkları da devam etmektedir Oğlan ve kız evinde düğünden bir iki gün önce düğün yufkası açılır

Köyümüzde eskiden uygulanan ancak şimdi pek görülmeyen bir gelenek de köyün yasını almakokuyuntu dağıtmaktır ( Bunun yerini günümüzde düğün kartı almıştır ) Oğlanın babası yoksa en yakın akrabalardan biri yanına bir kişi alarak düğünden bir gün önce köyün yasını alır Bu kişilerden birinde heybe vardır Heybenin bir gözünde halayet ( hediye ) vardır Hediyeler genelde: elbiselik, gömlek, çorap, el havlusu vb olur Heybenin diğer gözünde ise kınalı şeker olur Köyde gezilerek oğlanın yakın akrabalarına bu hediyeler dağıtılır ve köylü düğüne davet edilir Gidilen evlerde kınalı şeker dağıtılır Ayrıca yakın bir zamanda cenazesi olan komşuya da baş sağlığı dilenerek yası alınmış olur
ve bunun yanında da

Düğün:
Bütün bu hazırlıklardan sonra düğün, oğlan evinde başlar Köy düğünü, sabah güneşin doğmasından sonra bayrağın evin en yüksek bir yerine asılmasıyla başlar, bu bayrak düğün bitene kadar buradan indirilmez Kız evine giderken başka bir bayrakla gidilir Düğünlerimizde genellikle oyun havaları zurna ve davulla çalınır Ayrıca sazın bulunduğu ortamlar da yok değildir Oynanan bütün oyunlar genellikle bu iki müzik aletiyle birlikte olur

Sabah çalmaya başlayan davulcu ve zurnacı düğün kahyası tarafından kahvaltıya davet edilir ve burada onlara bahşiş verilir Kahvaltıdan sonra düğün tekrar başlar Köyümüzde düğünlerde oynanan oyunlar: Sivas halayı, dik halay, paso, hoşbilezik, Kürt halayı, Sivas ağırlaması, üç ayak, semah, akçik, madımak, sumsuk, daraley vb

Oğlan evinden kız evine salıkçı (haberci) gönderilir Salıkçı kız evine düğünün başladığını bildirir ve özel istekleri iletir Bunun yanında salıkçı kız evine içinde bazı yiyeceklerin bulunduğu bir heybe götürür Ancak salıkçının kız evine çok dikkatli gitmesi gerekir Çünkü yakalanması ve heybeyi kaptırması durumunda salıkçıya cezalar verilmektedir Mesela salıkçının sırtına binilerek gezdirilir, ayrıca kız evinde de salıkçıya iş yaptırılır ( ahırların temizlenmesi gibi )

Oğlan evinde ise koyunlar kesilir ve yemekler yapılır Düğün törenleri içinde oldukça yaygın olan adetlerden biri de düğün pilavıdır Düğün pilavı genellikle etli bulgur biçimindedir Düğün pilavının yapılması oldukça dikkat gerektirir Bu pilav tecrübeli biri tarafından hazırlanır Çünkü düğüne katılan herkese yetecek miktarda lezzetli pilav hazırlamak oldukça zor bir iştir Genellikle köyümüzde bu işten sorumlu ehil insanlar vardır Düğün pilavı yapılırken; bulgur ve etin dengeli olmasına, yağı ve tuzunun yeterli olmasına dikkat edilir Yemekten sonra içki masaları kurulur ve herkes eğlenir Genellikle rakı, bira meşrubat ikram edilir Akşama kadar halaylar çekilir ve düğün şenlenir Düğün başlangıcından gerdek gecesine kadar oğlan müsayibinin (sağdıç) evinde kalır

II Gün
İkinci gün düğün alayı kız evine gider Kızın evine düğün alayı yaklaştığı zaman kız tarafından bazı geçler düğün alayının önüne ip tutarlar Buradaki amaç ayak bastı parası ( toprak bastı ) almaktır Gençlerden birisi sözcü seçilir Bu sözcü oğlan tarafının düğün düğün alayı kız evinin önüne gelir Oğlan tarafının bayraktarı bayrağı evin çatısına asmak için bekler Bu arada kız tarafından bir kişi evin kapısını kilitleyerek düğün alayını içeri sokmaz Oğlan tarafının düğün kahyası kapıyı kilitleyen kişinin gönlünü razı ederek kapının açılmasını sağlar kahyasından haklarını ister Bundan sonra sıkı bir pazarlık başlar, genelde ya içki verilir ya da para verilir Gençleri razı etmek önemlidir Bundan sonra

Eğer düğün alayı başka köyden gelmişse köydekiler onları imece usulü ile ağırlar Herkes evine bir misafir götürür Öncelikle kız evinde misafirlere etli bulgur pilavı ikram edilir Bu arada yemekten önce kız evinin önünde çalan davul ve zurnacıyı susturmak için kız tarafının düğün kahyası onlara bahşiş verir Sıra bayraktarın hakkını vermeye gelir Bayraktara da para ya da bir hediye verilerek bayrağı evin çatısına asması istenir Bayrağın düğünlerde çok büyük bir önemi vardır Çünkü bayrağı insanlar namusları olarak görürler Bundan dolayı bayraktarın bayrağı kaptırmaması çok önemlidir

Daha sonra düğüncüler akşama kadar eğlenir ve halay çekerler Akşam kıza kına yakılır Bu kınaya kapış kınası denir Kapış kınasını baş düğüşü yönlendirir Kına genellikle genç kızlar tarafından hazırlanır ve hazırlanırken maniler söylenir Kına genelde evin geniş olan yerinde yoksa dışarıda açık alanda yakılır Kız, kınaya ya ablası ya da baş düğüşü tarafından hazırlanır Kız orta bir yerde iskemleye (sandalye) oturtulur ve başına renkli pullu puşu örtülür Geniş bir tabağa konulan kınanın üstüne mumlar yakılır Kınayı yakacak olan kızlar gelinin etrafında bir halka oluşturarak bu kına tabağını dolaştırırlar Bu işlem davul zurna eşliğinde üç kere tekrarlanır Bu sırada kına elden ele geçerek hem maniler söylenir hem de oyunlar oynanır Daha sonra kına tabağı baş dünürşüye verilerek kınayı yakması istenir Gelin kınanın yakılması için elini açmaz Bunun anlamı gelinin hediye beklemesidir Oğlan tarafından birisi kızın avucuna para ya da altın koyar.

Kına yakma işi bittikten sonra baş düğüşü kızı oyuna kaldırır Kınayla birlikte üç kere halay çekilir Daha sonra kız oyundan çıkarılır Arta kalan kına baş düğüşü tarafından gelen misafirlere dağıtılır Burada genellikle kınayı bekar kızlar ve bekar erkekler alır Bunu bahtlarının açılması için uğur sayarlar Kapış kınası denmesi de buradan gelir Daha sonra oğlan evinden gelen kuruyemiş de misafirlere dağıtılır Kuruyemiş de bolluğu ve bereketi simgeler Akşam geç saatlere kadar eğlenilir ve daha sonra köylüler gelen misafirleri evlerine götürerek misafir ederler

Davul zurna, dışarıda geleneksel olarak ağıt havaları ve gelin çıkartma çalar Burada gelinin ağlaması beklenmektedir Her ne kadar düğün bir insanın yaşamında en mutlu anlarından biri olsa da bu aynı zamanda bir hüzün anıdır, çünkü kız başka bir aileye gelin olarak gitmektedir Eskiden yaygın olarak gelin kız evinden çıkarıldıktan sonra oğlan evine atla götürülürdü Kapının önünde gelinin atı hazır beklemektedir Atın başını oğlanın sağdıcı ( müsayip kardeşi ) tutmaktadır Çünkü gelin oğlan evine sağdıç tarafından götürülecektir Gelin ata kardeşi tarafından bindirilir Düğün alayı bundan sonra yola çıkar

Sonunda düğün alayı oğlan evine gelir Bayraktar kız evine götürdüğü ve dönüşte geri getirdiği bayrağı, oğlan evinde düğün süresince asılı duran bayrağın yanına asar Davul zurna eşliğinde halaylar çekilir.

(Bu alıntı bütün bölgelerimiz taranıp ortak bir düğün anlatımı ortaya çıkana kadar, geçici olmak üzere konulmuştur.)

Türk Kültüründe Evlenme Gelenekleri 

Evlenme Gelenekleri
Yaşamın temel dönüm noktalarından biri olan evlenme, hem kadın ve erkeğin yaşamını birleştirmesi açısından bireysel; hem de aile ve akrabalık bağlarının kurulması açısından toplumsal bir olgudur. Özellikle küçük köy topluluklarında düğün, köyün tamamını içine alan bir faaliyet olması nedeniyle bir “bayram” anlamı kazanır. Evliliğin aşamaları sırasında yapılan törenlerin bazıları yeme-içme, eğlence havası içinde geçerken, bazıları “ağıt” görünümündedir.

Evliliğin tümünü içine alan töre ve törenlerin sergilendiği aşamalar şöyle sıralanabilir:
A. Düğün öncesi
I. Görücülük, dünürcülük, kız isteme
II. a. Söz kesme
b. Şerbet
c. Nişan
III. Düğün okuntusu
IV. Çeyizin gitmesi ve sergilenmesi
V. Gelin hamamı
B. Düğün
I.Kına gecesi
a. Kız kınası
b. Oğlan kınası
II. Gelin alma
III. Nikah
IV. Gerdek
V. Gerdek ertesi
C. Düğün sonrası uygulamaları

Evlilik kararının verilmesinden sonra yapılacak ilk iş damat adayı için eş seçimidir. Özellikle geleneksel kesimde eş seçimi öncelikle erkeğin anne-babasının öncülüğünde yapılırdı. Son zamanlarda bu durumun yavaş yavaş değişmeye başladığı görülmektedir. Gençler ya doğrudan kendileri tanımak suretiyle evleneceği kişileri seçmekte ya da hep birlikte karar verilerek uygun eş seçilmektedir.

Görücü usulü olarak literatüre geçmiş olan evlilik türünde önce erkeğin annesi ve aileye yakın kadınlar kız tarafına giderek kızı görürler. Kız beğenildikten sonra damada gösterilir, o da beğenirse kızın istenmesine karar verilir.

Kız evine gidilerek kızın babasından istenmesine dünürlük, dünürlüğe gitme, elçiliğe gitme gibi isimler verilir. Ailenin ileri gelen kadınları ve erkekleri daha önce belirlenmiş olan hayırlı bir günde (genellikle Perşembe ve Pazar günleri uğurlu gün sayılır) kızı Allah’ın emri peygamberin kavliyle ailesinden istemek üzere giderler. Ancak kız evi biraz da naz evi olması nedeniyle ilk istemede kız verilmez. Birkaç defa daha kız istendikten sonra, kız evi yeterince düşündükten sonra olumlu cevabı oğlan tarafına bildirir. Böylece karar verildiği için söz kesilmiş olur. Tarafların isteğine göre bazen aynı gün gelin damada nişan yüzükleri de takılır, bazen de ayrıca düzenlenecek nişan töreninde bu işlem gerçekleştirilir. Söz kesildikten yaygın bir gelenek olarak arada tatlılığı sağlamak dileğiyle şerbet içilir. Şerbetin içilmesi artık kızın kesin verildiği ve evlilik kararının kesinleştiği anlamına gelir. Ayrıca söz kesme sırasında aileler nişan ve düğün tarihleri, alınacak eşyalar ya da başlık parası miktarı gibi konuşmalar da yaparlar.

Her iki taraf da hazırlıklarını tamamladıktan sonra kız evinde daha çok kadınların katılımıyla nişan töreni yapılır. Erkek tarafı gelin için alınan takıları takar ve diğer hediyeleri verir; karşılığında kız tarafı da hediyeler verir. Nişan töreni isteğe bağlı olarak yemekli de olabilir. Eğlencelerle bu mutlu olay aynı zamanda kutlanmış olur. Nişan, hem evliliğe atılan bir adım, hem de her iki taraf için bir tanışma ve uyum, düğün için kararlaştırılan sürenin başlangıcı anlamlarına gelmektedir. Eğer taraflar arasında herhangi bir anlaşmazlık ortaya çıkarsa nişan bozulabilir. Ancak bu, hiçbir zaman tercih edilen bir durum değildir.

Bundan sonra düğün aşaması gelmektedir. Öncelikle çevredeki insanların düğüne çağrılması gerekmektedir. Düğüne çağrı aşamasında son zamanlarda daha az uygulanan bir gelenek de köyde bulunan kişilere “okuntu” dağıtmaktır. Okuntu için bir anlamda düğün davetiyesidir demek mümkündür. Bunun için uygun bir kişi görevlendirilir ve bu kişi köyü dolaşarak okuntuyu dağıtır. Okuntu, daha önceden hazırlanmış bir parça kumaş, bir mendil, bir yazma gibi hediyeler olabileceği gibi, şeker, börek gibi yiyecek türünden şeyler de olabilir. Bunlar düğün okuntusu olarak dağıtılırken misafirler düğüne davet edilmiş olur.

Masallarda her ne kadar kırk gün kırk gece süren düğünlerden söz edilse de, Anadolu’da düğünler genellikle üç gün sürmektedir. Son zamanlarda ise yalnız hafta sonları olan iki günlük düğünler hem ekonomik hem de sosyal açıdan tercih edilmektedir.

Evlenme olayının temelini teşkil eden düğün de iki ana bölümden oluşmaktadır:
a. Kına gecesi
b. Gelin alma

Düğünden bir gün önce kız evinde ve oğlan evinde yapılan törene kına gecesi denir. Kına gecesi her iki tarafta da yapılabilir, ama yoğun olarak ve daha detaylı bir biçimde kız evinde kadınlar arasında yapılır.

Kına gecesinin yapılacağı gün erken bir saatte erkek evinin çatısına bayrak asılır. Bayrak, özel olarak seçilen bayraktar tarafından, kalabalık grubun da eşliğiyle eğlencelerle toplu olarak asılır. Bazı yerlerde bu eğlence sırasında “bayrak ekmeği” denilen yemek orada bulunanlara ikram edilir. Bayrağın asılması düğünün başladığının resmen ilan edilmesi demektir.

Kına gecesinin olduğu gün ya da birkaç gün öncesinde gelinin çeyizleri kız evinden alınır, oğlan evine getirilerek gelinin odası hazırlanır. Gelinin çeyizleri bazen düğünden birkaç gün önce kız evinde, bazen de düğün ve sonrasında oğlan evinde sergilenerek misafirlere gösterilir. Çeyiz kız evinden alınırken bir kişinin sandığın üstüne oturarak bahşiş istemesi oldukça yaygın olarak rastlanan geleneklerdendir. Kına gecesinin olduğu gün aynı zamanda günün erken bir saatinde erkek tarafından bir grup kadın, o gece yakılacak kınayı, gelinin giysilerini ve misafirlere ikram edilecek yiyecekleri eğlencelerle kız evine götürürler.

Kına gecesinde kız evinde toplanan kadınlar bir süre eğlendikten sonra, açıklı türküler söyleyerek gelini ağlatmaya çalışırlar. Daha önceden suyla yoğrulan kına bir tepsi içerisinde etrafına mumlar dizili şekilde ortaya getirilir. Bazı yerlerde önce geline kına yakıldıktan sonra misafirlere de kına dağıtılır; bazı yerlerde de o sırada orada bulunanlara kına dağıtıldıktan sonra herkes gittikten sonra geline kına yakılır. İsteğe bağlı olarak gelinin ellerine, ayaklarına ve saçına da kına yakıldığı olur. Genellikle kınanın yoğrulması, dağıtımı ve geline kına yakılması işlerinde “başı bütün” olarak adlandırılan mutlu evlilik sürdüren bir kadının görevlendirilmesine dikkat edilir. Gelinin bir eline kadın, bir eline de genç kız kınayı koyar. Kına yakılmadan önce gelinin avuç içine bozuk para ya da altın konur.

Kına gecesinin ertesi günü hem gelin alma günü hem de esas düğün günüdür. Her iki tarafta da konuklara yemek ikram edilir, genellikle davul-zurna eşliğinde eğlenceler yapılır. Gelin alma günüerken saatlerde oğlan evinde damat tıraşı, güvey giydirme gibi adlar alan törenler yapılır. Kız evinde de gelinin hazırlanması söz konusudur. Bunun için köylerde her zaman bütün düğünlerde görev alan, genellikle düğün yemeğini de hazırlayan aşçı kadınlar görevlendirilir. O gün oğlan tarafından konuklar toplanarak kız evine gelin almaya gelirler. Gelin evden çıkarken erkek kardeşi ya da amcası tarafından beline gayret kemeri de denen kırmızı kuşak bağlanır. Gelin ailesiyle vedalaştıktan sonra hayır dualarla, bazen ilahilerle bazen de davul-zurna eşliğinde eğlencelerle evden çıkarılır. Gelin evden ayrılırken geride kalan bekar arkadaşları da evlenebilsin diye birtakım şeyler yapar. Örneğin, henüz bitmemiş bir çorabı sökerek evden çıkar ki, diğer kızlar da çorap söküğü gibi evlenebilsinler… Gelin baba evinden çıkarken olsun oğlan evinin kapısından girerken olsun evliliğin yolunda gitmesi, çiftin mutlu olmasını sağlamak için birtakım dinsel-büyüsel işlemler yapılmaktadır. Örneğin, gelin evden çıkarken arkasından ayna tutularak aydınlık bir hayatının olması isteği ifade edilir. Aynı şekilde oğlan evinin kapısından girerken kapının eşiğine ve tavanına yağ, bal gibi şeyler sürdürülerek gelinin yeni evindeki kişilerle iyi geçinmesi sağlanmaya çalışılır.

Gelinin başından şeker, bozuk para, kuruyemiş gibi şeyler atılarak bolluk-bereket getirmesi dileği ifade edilir.

Düğün olduğu akşam, erkek tarafında kalmış az sayıda misafire yemek verilir ve gelinle damadın imam nikahı kıyılır. Önceleri resmi nikah düğünden sonra herhangi bir tarihte yapılabilirken, son zamanlarda düğün öncesinde resmi nikahın mutlaka yapılmış olmasına özen gösterilmektedir. Genellikle düğün alışverişi için taraflar bira araya geldiklerinde resmi nikah da yapılmaktadır. İmam nikahı kıyılıp dualar okunduktan sonra gelinle damat kendi odalarında bir araya gelirler. Bu sırada gelinle damadın uyumlu bir biçimde birlikte olabilmelerini sağlamak amacıyla da birtakım dinsel büyüsel işlemlere başvurulur. Örneğin, odanın kapısına bir bıçak saplamak, kapı önünde bir kilidi açmak vb. Bunun dışında orada bulunan kişilerin ellerini ve kollarını bağlamamaları istenir. Daha önceden kız tarafından o gece yenmek üzere özel olarak hazırlanmış ve gelinin sandığınakonmuş olan yiyecekler ve başka şeylerin de bulunduğu yemek tepsisi odaya bırakılır. Bazı yerlerde tepsiye tek kaşık, tek çatal, tek bardak konarak gelinle damadın bunları ortaklaşa kullanmaları sağlanır. Böylece birbirlerine daha çabuk ısınacaklarına inanılır. Bu aşamada gelinin masum ve temiz olduğunun simgesi olan çarşafa bakma adeti gündeme gelir. Düğünde görevli olan yenge ya da aşçı kadın tarafından gelinin durumu öğrenilerek ailelere bildirilir. Bazen de gelinin bakire çıkmaması durumunda baba evine gönderilmesi söz konusudur.

Düğünün ertesi günü duvak günü, yüz açımı, baş bağlama gibi adlar altında birtakım eğlenceler düzenlenir. Bu eğlence daha sade bir biçimde yalnız kadınlar arasında yapılır. Önceleri duvak günü eğlenceleri sırasında gelin çeşmeye götürülerek su getirmesi sağlanırmış. Gelin hamur yoğurup börekler yaparmış. Böylece eve bolluk bereket gelir inancı varmış. Ancak bunlar artık unutulmuş geleneklerdir. Duvak günü eğlenceleri de pek çok yerde yapılmamaktadır.

Konuyla ilgili başka ayrıntılar için bakınız:

TÜRK DÜĞÜN GELENEKLERİ VE KUTSAL
EVLİLİK RİTÜELİ

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: