Komşuluk

29 Aug

Komşuluk çok önemli. Çünkü en yakın toplanacağımız kişi komşularımız:

İyi komşu el aldırır, kötü komşu ev sattırır

İyi komşu el aldırır, kötü komşu ev sattırır

 CAMDAN CAMA KOMŞU SOHBETİ (GÖRSEL NETTEN ALINTI)

Dostluk ve komşuluk ince, duyarlı, ilişkiler gerektiren, insanca ve barış içinde yaşamanın olmazsa olmazıdır. Komşu tabiri bitişik veya yakın yerlerde yaşayanları tanımlar. Komşuluk bize bir dizi hak ve görevler yükler. İyi düzeyde yaşandığı zaman komşu insana en yakın Dost’ tur. Özellikle köy ve kasaba gibi küçük yerlerde sosyal dayanışma açısından hem çok önemlidir ve hem de ailelerin huzur ve güven içinde yaşamalarını sağlar. İyi komşuluk ilişkileri mutluluk ve sevincin paylaşılmasında, sıkıntı ve kederin göğüslenmesinde, kişilere ve ailelere büyük bir destektir. Sosyal bünyeyi, yapıyı güçlendirir. Komşu ve komşuluk ile ilgili kültürümüz tarihinde geçmişten günümüze süzülerek gelen birçok deyiş vardır; ‘‘İyi ev alma iyi komşu al’’ ‘‘Komşu komşunun külüne muhtaçtır’’  ‘‘Komşuda pişer bize de düşer’’ gibi. Örf ve adetlerimiz ile İslam terbiyesi Türk insanına iyi komşuluk ilişkilerinde esas temelleri vaaz etmiştir. Komşu hastalandığında ziyaret etmek ,zorda kaldığında yardımına koşmak  , başarılarında tebrik etmek, bunu içtenlikle paylaşmak , cenazesinde bulunmak ,aç ise açlığını paylaşmak  ,nişan, düğün gibi özel günlerinde manen ve varsa maddeten yardımcı olmak .Günümüzde hızlı şehirleşmenin, şehir yapılaşmasının, hızlı yaşamın, trafiğin, değişen günlük yaşamın komşuluk ilişkilerini olumsuz etkilediği görülmektedir. Aynı apartmanda yaşayanların yardımlaşma, görüşme, dayanışma bir yana hiç tanışmayan, birbirlerini tanımayan insanlar var. Bu dayanışma noksanlığı maalesef küreselleşme ile tüm dünyada artmakta. Fethiye’ye yazın büyük bir istekle geliyoruz. Çok içten, duygulu sevecen, yardımsever komşularım var. Şu günlerde tüm komşularım ve ben de dâhil olmak üzere huzurumuz kaçtı. Zira çok yakınımızda olan 2 ev satılmış, alıcıları bütün kış evlerine bir çivi çakmamışlar. Bahçelerini otlar bürümüş. Tam bir görsel kirlilik gösteriyorlar. Evleri alanlar buralı yakın yerlerde oturuyorlar. Komşularımız defalarca bu konuyu gündeme getirmişler ama aldırış eden olmamış Belediyede komşudur diye şikâyet etmemişler. Tam da inşaat yasağının bulunduğu bu ayda her ikisi de evleri restore ettirmeğe kalktılar. Pazar günü dahi sabahın erken saatinde herkes uyurken tak tak etmeye. Başlıyorlar. Bu sıcakta herkesin camları açık uyuyorlar, gürültü tüm mahallede yankılanıyor. Huzur diye bir şey kalmadı insanlarda. Çok yakınında olanlar dahi şikayet edemiyor, zira her ikisi de saygısız ve terbiyesiz insanlar, kavga çıkıp olay olacak diye çekiniyorlar. Neticede; Tüm komşulara Belediyeye bu konuda hepimizin imzalayıp konuyu aktarmak için bir  dilekçe yazmamızı önerdim, kabul edildi. Ya bu deve güdülecek, ya bu diyardan gidilecek. Komşuluk ilişkileri önemli. İnsan kendisine yapılmasını istemediği şeyleri başkalarına yapmamalı, komşularımızı karşı saygılı olmalı, onları asla rahatsız etmemeli. Bu konuda yazdığım şiirimi takdim ediyorum, selamlar, saygılar, sağlık ve mutluluklar.

NAHİDE ÇELEBİ

Kaynak: http://blog.milliyet.com.tr/iyi-komsu-el-aldirir–kotu-komsu-ev-sattirir/Blog/?BlogNo=423966

Komşu hakkı

Mahalleye taşınalı üçüncü yılımız, sağ olsun kedim Topik sayesinde çevrede tanımayan yok beni.

Topik efendi, günde iki kez bahçeye iner. Kafesiyle indirir bırakırım, 1-2 saat oynar sonra yine kafesiyle inerim aşağı. Topiiik! Topik! diye araya araya bulurum haylazı. Etrafta bahçe çok, hangisinde olduğunu bilmediğimden, seslene seslene bi hal olurum. Artık alıştı komşular, kim rastlasa: Hocam, yine mi yok senin deluğanlı! gibi ince dokandırmalarla! böyle ilginç bir frekans oluştu ahaliyle aramızda. Hiç bozmam eğlencelerini: Sorma gonşum, hadi delikanlı çocuk, arkadaşlarının yanında bozmayayım fiyakasını diyorum, ama çok yoruyor beni yahu!.. Bu dokundurmaların altında neler vardır neleer! Sizi gidinin bilmiş kayyumları sizi: Allahın akıllısı, evlenseydin de çocuğunla böyle uğraşsaydın olmamıydıı? Kocaman kadın, aklını kediyle bozmuş! Yaa, sizler evlendiniz maşallah allame-i cihanlar ortalığı götürüyor ya, bi benim bebeler eksik kaldı. Ne diyeceen, Allah akıl vermemiş işte. Her Allahın günü, mahallenin muhtelif yerlerinden gelen kavga sesleri, babasına küfürün sunturlusunu haykıran nicee deluğalıların içinde, niye iki bebe de benim yok Yarepbim? Niye bana bunu reva görmedin şükürler olsun? denmez tabii, Allah’ın işine karışılmaz haliylen.

Şaka bir yana, hakikaten dinimizin inancın bu kadar dejenere olduğu bir dönem hatırlamıyorum kendi adıma. Bu nasıl bir yozlaşmadır, nasıl bir cehaletir aklım almıyor. Şimdi mübarek ramazan ayındayız, öğlen balkona çıkıyorum. Grup grup kadınlar, kucaklarında örtüye sarılmış kitapları, nereye gidiyorsunuz: Kur’an okumaya! E, niye topluca? Nedir bu ritüel? Kime görünüp ispatlama furyasıdır bu? Evinde okuyunca olmuyor mu acaba? Daha mı az sevap yazılıyor kimbilir? Aynı hassasiyeti, hayatın en temel görevlerinde göremiyoruz nedense?

KOMŞU HAKKI mesela.. Son bir haftada yaşananları yazmak istiyorum. Gecenin ikisi olmuş saat, davulcu gelip gidene dek uyumuyorum. Derin uykudan o dangırtıyla uyanmaktansa, bekle daha iyi.

1-2 ay önce, apartmanın giriş katına doğu kökenli bir yaşlı karı koca taşındı. Adamın kalça kemiği kırılmış, çocukları evlerinde bakamamışlar gariplere, bu evi tutmuşlar. Gündüzleri geliyor çocukları, işlerini yapıyorlar. Akşam 8-9 da evlerine dağılıyorlar. Akşam 9’dan sonra gelen olursa şenlik başlıyor. Yaşlı teyze hafif sulanmış, kapıyı açtırabilene aşkolsun. Her gece birileri geliyor, pencereler vuruluyor, bas bas bağırıyorlar nafile, teyze açmıyor, korkuyormuş. Bizim bina sakinleri, tabii hepsi Saraylı olduklarından, homurtular başladı kısa sürede: Ama olmazkii!  Bunlar hiç mi medeniyet görmemişler canıım? Geçen akşam benim bey yorgundu ,erken yattı. Bunların bağırtısından nasıl öfkeyle fırladı yataktan, zor tuttum kardeş! İnip dövecekti vallahi! Ulan sizin topluca bir yerden gelişinizde çıkardığınız şamataya ne diycez? Son model arabalarınızla park edip, binaya girene dek yaptığınız sahte sahte görgüsüzlük güruhu kahkahalarınızı nereye koyalım? Yok kardeşim, tahammül sınırlarımda ciddi zorlanma! teşhisi var ben de, nerelere gidek?..

Neyse, uzatmayalım toplam 2 ay sonunda, zavallı hasta amca vefat etti. Cuma günüydü, sela  veriliyordu. Aşağıdan çığlıklar koptu, amcanın kızlarının feryatları: Oy baba, oy babaaa! Hemen indim aşağıya. Kur’an okumaya gidecek tüm komşular evlerindeydi. Aşağı indim, içeri girdim. Amca son nefesini veremiyor, çenesi titriyordu. Çocukları feryattan adamı görmüyorlardı. Yanıbaşında duran bardağa elimi soktum, ıslanan elimi amcanın dudaklarında gezdirdim. İki kere daha çenesi titredi, puff! diye son bir soluk çıktı, gittii.. Öyle temiz, öyle masum bir yüzü vardı ki, sol gözünden bir damlacık süzüldü usul usul yanağına. Kocaman bir perde bir kez daha kapandı, bildiğim tüm duaları okudum başucunda, gözümden süzülen yaşlara aldırmadan. İNSAN olmak, acıyı hissedebilmek, din de bu ,iman da bu işte..

Sevgili komşularımız, Kur’an okumaya gideceklerinden, tabii hazırlığı bayağı uzun olduğundan! gelemediler komşularının vefatına! Sadece girişteki yaşlı teyze ile, yan dairedeki Saadet teyze geldiler. Onlar da dua ettiler, başsağlığı dilediler.  Yaklaşık yarım saat içinde, gariplik bitti. Akrabaları yakınları  ne çoktular, oh! yüreğim ferahladı. GARİPLİK çok acı, değillermiş, işte yağmur gibi doldular yakınları.

Evime çıktım, iğrenç yorumlarını duymamak için muhterem zengin komşularımın! kapıları kapattım.

Duyarsam, biliyorum ki dayanamayacağım, çenem durmayacak, en iyisi duymamak..

Hz. Muhammed(s.a.v) bir hadisinde diyor ki: Cebrail a.s bana komşu hakkı için öyle şeyler söyledi ki, bir an için komşuyu komşuya varis kılacak sandım. Kabirde, imanınızdan sonra, komşu hakkından hesaba çekileceksiniz!  Her gün salına salına okumaya gittiğiniz o kutsal kitapta, bu bölümü okumadınız mı acaba? Yoksa ne okuduğunuzu bilmeden mi okuyorsunuz? Bu daha da vahim, ne okuduğunu bilmeden okumanın bir faydası yok. Bu nasıl müslümanlık? Bu nasıl iman? O garipler size ne yaptılar, komşunuz değiller miydi? Allah’ın huzuruna çıkınca ne diyeceksiniz?..

Amcanın kızları teker teker sarıldılar bana, abla senden Allah razı olsun, o ilk anda ne yapacağımızı bilemez haldeyken koştun geldin. Biz senden razıyız, ama diğerlerine acıyoruz. Hesap günü işleri çok zor! dediler. Diğerleri adına utandım, mahcup oldum. İçim sızladı, insan olma gayreti bir imtihan, kocaman bir umman. Bir damlasını edinebilirse bahtiyar olur insan, yeniden mesleğe dönüp bir iki tur daha mı atsam bebelere, bi faydası olur mu bilmem ki?..

Dolu beyinlerin çoğunlukta olduğu bir memleket özlemiyle, açık gidecek gözlerim. Ne diyeyim?

İnşallah gelir o günler, sağlıcakla kalın.

Kaynak: http://blog.milliyet.com.tr/komsu-hakki/Blog/?BlogNo=423442

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: